<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Erdoğan Esenkal&#039;ın not defteri</title>
	<atom:link href="http://eesenkal.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://eesenkal.wordpress.com</link>
	<description>Benim penceremden.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 Jun 2011 15:15:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='eesenkal.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Erdoğan Esenkal&#039;ın not defteri</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://eesenkal.wordpress.com/osd.xml" title="Erdoğan Esenkal&#039;ın not defteri" />
	<atom:link rel='hub' href='http://eesenkal.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Muhteşem bir vefa: Onu mezarından çıkarın</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/muhtesem-bir-vefa-onu-mezarindan-cikarin/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/muhtesem-bir-vefa-onu-mezarindan-cikarin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 15:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[" Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[beddua]]></category>
		<category><![CDATA[hor görme]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Adem"]]></category>
		<category><![CDATA[kalp kırma]]></category>
		<category><![CDATA[kul hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[mescid]]></category>
		<category><![CDATA[mezar]]></category>
		<category><![CDATA[Tolerans]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=578</guid>
		<description><![CDATA[Muhteşem bir vefa: Onu mezarından çıkarın Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu / SABAH İnsanı kazanmak ve affetmek. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? İnsanı köşede unutmamak. Ona, sen önemlisin demek. Benden emin ol, sana zararım dokunmayacak diyebilmek. İnsanları kazanmanın yolu, &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/muhtesem-bir-vefa-onu-mezarindan-cikarin/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=578&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhteşem bir vefa: Onu mezarından çıkarın</p>
<p>Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu / SABAH</p>
<p>İnsanı kazanmak ve affetmek. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? İnsanı köşede unutmamak. Ona, sen önemlisin demek. Benden emin ol, sana zararım dokunmayacak diyebilmek. İnsanları kazanmanın yolu, affedici ve toleranslı olabilmektir. Onların bazı kusurlarını görmemektir. En acımasız, en bağnaz düşmanlarınızı bile tevazunuzla dost edinirsiniz.<br />
 İslam&#8217;ı anlamamızda modelimiz olan Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v.) dönemindeki yüzlerce kişinin yaşadıkları dönüşüm, bu konuda bize bir örneklik oluşturabilir. Bu yazımda bunlardan ikisinden bahsetmek istiyorum.<br />
Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) döneminde en etkili münafık Abdullah bin Ubeyy&#8217;di. Ona münafıkların başı denirdi. Düşmanlıkta, bozgunculukta sınırları zorluyordu. Sürekli Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) yanındaydı ama iman etmek için değil, fitneye gedik bulmak için. Hikâyesi hayli uzundur. İleride uzunca yazarım. Ama bugün özel bir halinden bahsedeceğim. Abdullah bin Ubeyy bir gün ölüm döşeğine uzanır. Ölmeden önce de Peygamberimizin gömleğini ister. Beni bu gömlekle kefenleyip gömün. Peygamberin tenine dokunan gömleğini bana giydirin beni böyle gömün, belki bu gömleğin hatırına Allah beni affeder. Böyle der. Çünkü o, bütün düşmanlık ve hazımsızlığına rağmen Hz. Peygamber&#8217;in Allah&#8217;ın resulü olduğunu biliyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.), bütün arkadaşlarının itirazına rağmen gömleğini Abdullah bin Ubeyy&#8217;e göndermek ister. Neticede Abdullah&#8217;ı gömerler. Bundan sonra insanları derinden sarsan bir gelişme meydana gelir. Hz. Peygamber (s.a.v.) gömülen bu meşhur münafığın -azılı düşmanın- mezarına gelir. Ve mezarının kazılmasını emreder. Mezar kazılır. Hz. Peygamber mezardan çıkarttığı Abdullah bin Ubeyy&#8217;i kendi dizinin üzerine yatırır. Sonra kendi gömleğini sırtından çıkarıp ölmüş olan Abdullah&#8217;a giydirir. Cesedin üzerine eğilir ve yüzüne doğru üfürür. (Buhari, hadis: 1285) sonra da başını kaldırır ve şöyle sorar: &#8220;Yok mu bu adamın bir iyiliği, yok mu bu adam hakkında iyi bir şeyler söyleyecek biri.&#8221; Sonra da gömülmesini emreder.<br />
Bu olay Medine&#8217;yi derinden etkiler. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) hayatı boyunca kendisini yok etmeye çalışmış, fitneye endekslemiş bir azılı düşmanına yapıyor bu iyiliği, bu jesti. Onu mezardan çıkartıyor, ona gömleğini giydiriyor, konuşur gibi üzerine üfürüyor ve yok mu bu adamın bir iyiliği diye etrafa soruyor. Sonra da mezarına gömdürüyor. İnsanların birbirini diri diri toprağa gömmeye çalıştığı bir dünyada, gömülmüş bir düşmanını topraktan çıkarıp ona iyilik yapmak ve belki Allah üzerindeki azabı biraz olsun hafifletsin diye ümit etmek.<br />
 İkinci örnek Ka&#8217;b bin Züheyr&#8217;dir. Şair bir babanın oğlu olan Ka&#8217;b; Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) aleyhinde ağır şiirler yazar, onu hicvederdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) Ka&#8217;b'ın bütün saldırılarından haberdardı. Zaman geçtikçe söylediği sözlerin yanlışlığını anlayan Ka&#8217;b vicdan azabı duymaya başladı. Öyle ya; insafsızca saldırdığı Peygamber en azgın düşmanlarını bile affediyor, bir okyanus gibi cömertçe davranıyor. Onu öldürmeye, yok etmeye gidenler birer mümin olarak dönebiliyorlardı. Önemli olan bu değil miydi? Seni öldürmeye gelenler sende dirilebiliyorsa, dün sana düşman olanlar yanında olabiliyorsa, sen doğru yola girmişsin demektir.<br />
Ka&#8217;b'ın kardeşi olan Büceyr bir gün kendisine, Peygamber&#8217;e git ve O&#8217;na teslim ol, bundan başka yol yoktur der. Gitmezsen kendi kendini helak edersin. Geleceğin yok olur, zira Muhammed&#8217;e ( s.a.v.) karşı gelenler birer birer dökülüyorlar der. Ka&#8217;b uzun süre düşünür ve Medine&#8217;ye gitmeye karar verir.<br />
Ka&#8217;b bir sabah namazı vakti Medine&#8217;ye vardı. Doğrudan doğruya mescide girdi. Mescidde bulunanlardan hiçbiri Ka&#8217;b'ı tanımıyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) de Ka&#8217;b'ı tanımıyordu. Ka&#8217;b doğruca Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) yanına gitti, diz çöktü ve elini Hz. Resul&#8217;ün elinin üzerine koydu. Hz. Peygamber (s.a.v.) başını kaldırıp bu yabancıya şefkatle baktı. Ka&#8217;b şöyle dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;ın elçisi ben Ka&#8217;b bin Züheyr&#8217;im. Senin aleyhinde şiirler yazan Ka&#8217;bım ben. İşte şimdi huzurundayım. Yanına gelmişim. Tevbe etmiş bir Müslüman olarak huzurundayım. Senden eman -af ve güvence- dilemekteyim. Sen bu şairin dileğini kabul eder misin.&#8221; Ka&#8217;b'ın adını duyan cemaatten biri yerinden hızla kalkıp elini kılıcına attı ve &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Size ve ailenize saldıran bu edepsizin cezasını şuracıkta vereyim. Müsaade buyurun.&#8221; dese de Hz. Peygamber (s.a.v.) sakin bir şekilde; &#8220;Hayır, Ona dokunmayacaksınız çünkü o tövbe eden bir Müslüman olarak yanımıza gelmiştir. Onu eski hal ve hareketlerinden sorgulamayın&#8221; buyurdu.<br />
Denir ki Ka&#8217;b oracıkta Hz. Peygamber&#8217;e (s.a.v.) yazdığı ve &#8220;Kaside-i Bürde&#8221; adıyla meşhur kasidesini okur. Hz. Peygamber (s.a.v.) Ka&#8217;b'ın yüreği İslam&#8217;a daha da ısınsın ve Müslümanlar onunla tam kucaklaşsın diye hırkasını çıkarır ve Ka&#8217;b bin Züheyr&#8217;e hediye eder.<br />
 Bazen bir cübbe, bazen bir hırka iletişimin, affın, sevginin, düşmanlıkların örtülmesinin bir vesilesi olur. Bazen bir tebessüm, bazen bir el teması, bazen tatlı bir söz, bazen bir lokma ekmek en bağnaz insanın kalbini kazanmaya vesile olur.<br />
Bizler Müslümanlığı namaz, oruç, zekât veya hacdan ibaret sayıyoruz. Müslüman olmanın gereğidir elbette bütün bu saydıklarım. Ama ya ihmal ettiklerimiz. Ya kırdığımız kalpler, ya aldığımız beddualar, ya yediğimiz kul hakları hiç mi önemli değil. Hz. Peygamber (s.a.v.) Müslümanı &#8220;diliyle ve eliyle başkasına eziyet etmeyendir&#8221; diye tanımlamamış mıdır? Elinle ve dilinle incitmeyeceksin. Hatta bir adım ötesine de geçeceksin: Kalbinle de kırmayacaksın. Kalbinde de küçümsemeyeceksin, hor görmeyecek, ötekileştirmeyeceksin. Kendini Kafdağı&#8217;nda görmeyeceksin. Bilmen lazım ki en hor ve küçük gördüğün de nihayet deden Hz. Adem&#8217;in ve nenen Hz. Havva&#8217;nın sana emanetidir.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/vefa/'>" Vefa</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/otekilestirme/'>ötekileştirme</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/beddua/'>beddua</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hor-gorme/'>hor görme</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hz-adem/'>Hz. Adem"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kalp-kirma/'>kalp kırma</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kul-hakki/'>kul hakkı</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/medine/'>Medine</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mescid/'>mescid</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mezar/'>mezar</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/tolerans/'>Tolerans</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/islam/'>İslam</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/578/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/578/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=578&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/muhtesem-bir-vefa-onu-mezarindan-cikarin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aydınlar ve kendini aydın sananlar!</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/aydinlar-ve-kendini-aydin-sananlar/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/aydinlar-ve-kendini-aydin-sananlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 15:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[" Travma]]></category>
		<category><![CDATA[21. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[halkçı]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik batı müziği]]></category>
		<category><![CDATA[modern Türkiye"]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nişantaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Aydınlar ve kendini aydın sananlar! Haşmet Babaoğlu / SABAH Travma devam ediyor. Türkiye&#8217;nin &#8220;el bebek gül bebek, aydın bebek&#8221; diye pışpışlanarak büyütülmüş; hep en akıllı, en aydın, en çağdaş olduğuna inandırılmış kesiminin hayal kırıklıklarının sonu gelmiyor. Tamam ama… &#8220;Lanet olsun, &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/aydinlar-ve-kendini-aydin-sananlar/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=576&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aydınlar ve kendini aydın sananlar!</p>
<p>Haşmet Babaoğlu / SABAH</p>
<p>Travma devam ediyor.<br />
Türkiye&#8217;nin &#8220;el bebek gül bebek, aydın bebek&#8221; diye pışpışlanarak büyütülmüş; hep en akıllı, en aydın, en çağdaş olduğuna inandırılmış kesiminin hayal kırıklıklarının sonu gelmiyor.<br />
 Tamam ama…<br />
&#8220;Lanet olsun, ben gidiyorum&#8221; havalarına girip kaçmanın…<br />
Bir tepeye çıkıp halka &#8220;hepiniz aptalsınız&#8221; diye bağırmak istemenin…<br />
Onları bu travmaya hazır olmaları için daha önceden uyaranlara &#8220;satılmışlar&#8221; diye hakaret etmenin…<br />
Faydası yok!<br />
Asıl mesele seçim sonuçları falan değil! Hem gerçekten &#8220;aydın&#8221; olsalar bilirlerdi ki, özgür düşünce ve aydın duruşunun &#8220;halkı alkışlamak veya yuhalamak&#8221;la doğrudan bir bağı yoktur, olamaz!<br />
Ne popülist olmaya gerek vardır, ne de kerameti kendinden menkul bir seçkin gibi bakmaya…<br />
Seçimler, hükümetler, partiler, liderler gelir geçerler.<br />
Ama yaşadığın ülkenin kültürüyle, inançlarıyla, gelenekleriyle ve gelecek tahayyülüyle bağların ayakta kalır. Kalmalıdır.<br />
Bizim Çankaya, Nişantaşı, Alsancak aydınlarının çuvalladıkları nokta tam burası işte!<br />
Çünkü hayali bir &#8220;halk&#8221;ın &#8220;halkçıları&#8221; olarak yetiştirildiler! </p>
<p>***<br />
 Onlar ilkokulda ezberledikleri tarih ve yurttaşlık bilgisiyle entelektüel olduklarını sanırken…<br />
Niğde&#8217;de, Kayseri&#8217;de, İstanbul Üsküdar&#8217;da doğmuş çocuklar bir yandan aile bütçesine katkı için çalışıyor bir yandan harıl harıl okuyorlardı.<br />
Dünyayı, ülkeyi, insanı en baştan ve derinden kavramak istiyorlardı.<br />
İlk döbnemlerde bu çoçuklar arasında iyi okullarda okuyan yok denecek kadar azdı.<br />
Ama Rainer Maria Rilke&#8217;nin şiiriyle, Heidegger&#8217;in felsefesiyle tanışınca onları ana dilinde okuyabilmek için işi gücü terk edip Almanya&#8217;ya dil öğrenmeye gidecek…<br />
İbn Arabi&#8217;ye gönül verince, onu bütün derinliğiyle kavramak uğruna Şam ve Londra kütüphanelerinde sabahlayacak kadar…<br />
Azimliydiler.<br />
&#8220;Ben entelektüelim&#8221; diye şişinmek yerine doğrudan entelektüel faaliyete girişmişlerdi.<br />
Üstelik yazıp çizdikleri şeyler belli bir siyasi ve sosyal damar üzerinde bayağı etkili oluyordu.<br />
Nişantaşı&#8217;nın, Moda&#8217;nın, Bağdat Caddesi&#8217;nin bu gelişmelerden haberi bile olmadı tabii!<br />
Nazım Hikmet&#8217;ten ötesini merak etmediler!<br />
Karşılarına başörtüsü çıkıncaya kadar ne güzel özgürlükçüydüler!<br />
Çok sıkıldıkları Klasik Batı Müziği bu ülkenin belli salonlarında icra edildiği ve onlar da ara sıra konserlerde boy gösterdikleri sürece &#8220;asayiş ve çağdaşlık&#8221; berdevamdı!<br />
Fakat şu 21. Yüzyıl yok mu! Nasıl da acımasızca hızlı çıktı! Köprünün altından suların hızla aktığını, takkenin düşüp kelin gözüküverdiğini anlayamadılar. </p>
<p>***<br />
 Baktım, bu &#8220;tayfa&#8221;nın daha genç kesimi geçen günkü &#8220;Onlar mı entelektüel?&#8221; yazıma pek kızmış!<br />
 Sosyal medyada esip gürlüyorlar.<br />
 &#8220;Çok şey söyler gibi yapıp hiçbir şey söylemediğimi&#8221; veya &#8220;aptallara destek çıktığımı&#8221; iddia edenler oldu. 1994&#8242;ten, yani Yeni Yüzyıl&#8217;dan beri hep bunları yazdığım halde birdenbire &#8220;böyle&#8221; yazılar yazdığıma inananlar oldu.<br />
Normal!<br />
Babaları, ağabeyleri aynaya bakmadılar hiç.<br />
Şimdi bu gençler neden seçim nedeniyle kendileriyle böyle bir yüzleşmeye giriversinler!<br />
Ama daha önce yapabilirlerdi bunu…<br />
Mesela…<br />
Yurtdışında iyi bir üniversiteye okumaya gittiklerinde…<br />
Hani hocaları &#8220;bana Fransız gibi konuşma, ben bu konuda bir Türk&#8217;ün fikrini merak diyorum!&#8221; dediğinde onlara…<br />
&#8220;Neden tezini Ortadoğu üzerine yapmıyorsun; neden İslam&#8217;dan veya Ortadoğu&#8217;dan sözedilirken yüzünü buruşturuyorsun?&#8221; diye sorduğunda…<br />
Durup düşünebilirlerdi!<br />
Oysa onlar bir yabancı dergide çıkan Kapalıçarşı fotoğrafının &#8220;modern Türkiye&#8217;yi yanlış tanıttığı&#8221;na inanıp protesto kampanyaları düzenlemeyi tercih ettiler!<br />
Yine de sorun yok!<br />
Zararın neresinden dönülse kardır!<br />
Gelin çocuklar, demek istiyorum onlara…<br />
Önce bir sakinleşelim.<br />
 Biraz Anouar Brahem (Enver İbrahim) dinleyelim.<br />
Onu dinlerken Rilke&#8217;den veya Cahit Zarifoğlu&#8217;ndan mesela, şiirler okuyalım.<br />
Sonra nasılsa, uzun uzun konuşacağız bu konularda!</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/travma/'>" Travma</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/21-yuzyil/'>21. yüzyıl</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/aydin/'>aydın</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/cankaya/'>Çankaya</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/cagdas/'>çağdaş</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/basortusu/'>Başörtüsü</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/halkci/'>halkçı</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/klasik-bati-muzigi/'>Klasik batı müziği</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/modern-turkiye/'>modern Türkiye"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/nazim-hikmet/'>Nazım Hikmet</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/nisantasi/'>Nişantaşı</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/yurtdisi/'>yurtdışı</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/576/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/576/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=576&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/19/aydinlar-ve-kendini-aydin-sananlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Biz kendimizi düzeltirsek yönetim de düzelir.</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/biz-kendimizi-duzeltirsek-yonetim-de-duzelir/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/biz-kendimizi-duzeltirsek-yonetim-de-duzelir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 18:45:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Zer]]></category>
		<category><![CDATA[Haccac]]></category>
		<category><![CDATA[Halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[iyi insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk hakkı"]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=574</guid>
		<description><![CDATA[Biz kendimizi düzeltirsek yönetim de düzelir. Ahmed Şahin Bu önemli konuya önce tarihi bir misalle bakalım isterseniz. Halife Hazreti Ömer (ra) yolda giderken ayağıyla taşlara vurup yol kenarına iter, yönettiği insanların yollarını temizlerdi. Bir gün yine âdeti olduğu üzere ayağıyla &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/biz-kendimizi-duzeltirsek-yonetim-de-duzelir/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=574&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz kendimizi düzeltirsek yönetim de düzelir.</p>
<p>Ahmed Şahin</p>
<p>Bu önemli konuya önce tarihi bir misalle bakalım isterseniz. Halife Hazreti Ömer (ra) yolda giderken ayağıyla taşlara vurup yol kenarına iter, yönettiği insanların yollarını temizlerdi.</p>
<p>Bir gün yine âdeti olduğu üzere ayağıyla vurduğu bir taş yuvarlanarak, geçmekte olan bir insanın ayağına çarptı. Buna müteessir oldu fakat bir şey söylemeden geçip gitti. Aradan tam bir sene geçmişti. Yine aynı yerde yürürken aynı adamın karşıdan gelmekte olduğunu gördü. Hemen cebinden bir miktar para çıkarıp adama &#8216;Buyur bunu harçlık yap&#8217; dedi ve şöyle devam etti. &#8220;Geçen sene bu yolda taşları ayıklayarak giderken ayağımla vurduğum bir taş, yuvarlanıp senin ayağına değmiş; ben de halkımdan birinin ayağını incittiğim için üzüntüye kapılmıştım. Alır da hakkını helal edersen, beni bir senedir duyduğum üzüntüden kurtarmış olacaksın!.&#8221; </p>
<p>Bu, o günkü yöneticiden bir örnek. Bir de o günkü halktan bir örnek hatırlayalım. Halktan biri olan Ebu Zer, komşusunun karnı açken Müslüman&#8217;ın kendi evinde tok olarak uyuyamayacağını iddia ediyor, elinde imkanı olanların ihtiyaç içinde kalan kardeşlerine yardım etmedikçe evlerinde uyumalarının caiz olmadığını ileri sürüyordu. Onun bu iddiasında ne kadar samimi olduğunu anlamak için, bir akşam kendisine bir kese dolusu para getirip kabul etmesini isteyen bir köle, Ebu Zer&#8217;in kendisinden daha muhtaçlara vermesini istemesi üzerine kölenin cevabı şöyle oldu: -&#8221;Bunu sana kabul ettirebilirsem benim hürriyetime kavuşacağım sözü verdiler, ne olur bu yardımı kabul eyle de beni hürriyetime kavuştur.!.&#8221; Bunun üzerine Ebu Zer gönderilen parayı kabul eder. Ne var ki o gecenin sabahında erkenden geri gelen köle: </p>
<p>- Size akşam getirdiğim parayı yanlış yere getirmişim. Başkasına vermem gerekmiş; parayı geri istiyorlar, der. Ebu Zer&#8217;in buna cevabı şöyle olur: &#8211; Ben komşularımın ihtiyaç içinde inledikleri sırada evinde bol para ile uyumanın caiz olmayacağına inandığım için, verdiğin parayı akşam hemen yoksul aileleri dolaşarak hepsini de ihtiyaç sahiplerine dağıttım, ondan sonra gelip evimde uyuyabildim. Şu anda sana iade edecek tek dinar yoktur bende! </p>
<p>İşte bu da Halife Hazreti Ömer zamanındaki komşusunu düşünen halktan bir misal!. Şimdi biraz daha beriye, hicretin yetmişinci senelerine doğru halka zulmüyle şöhret yapmış Haccac-ı Zalim&#8217;in devrine geliyoruz. İşte bu zalim adama bir gün halktan gelen teklif şöyle oldu: &#8211; Sen Hazreti Ömer&#8217;in halkına karşı takındığı adaletli tavrını biliyorsun. Ne olur, biraz da ona benze. Onun gibi adaletli davran bize. O, halkının kazara ayağına bir taş değmesinden bile teessüre kapılıyor; bir sene sonra da olsa, helallik diliyordu! </p>
<p>Halkın bu isteğine Haccac&#8217;ın tarihî cevabı nasıl oldu biliyor musunuz? Bakın halkın adaletli yönetim isteğine Haccac nasıl cevap verdi:</p>
<p> &#8211; Doğru söylüyorsunuz! Ömer&#8217;in halka adaleti öyle idi. Fakat şu gerçeği de unutmayın, Ömer&#8217;in zamanında Ebu Zer gibi de halk vardı. Siz Ebu Zer gibi yoksulu yetimi, komşusunu düşünen halk olun, ben de Ömer gibi halkı düşünen yönetici olayım. Siz Ebu Zer gibi halk olmuyorsunuz, ama benden Ömer gibi yöneticilik istiyorsunuz. Allah iyi insanlara kötü yöneticiyi musallat etmez, kötü insanlara da iyi yönetici nasip etmez. Halk neye layık halde ise yönetici de ona münasip şekilde gelir. Bunu böyle bilin, kendinizi iyi yönetime layık hale getirin ki, istediğiniz iyi yönetime kavuşasınız! </p>
<p>-Ne dersiniz bu cevaba? Şu andaki tecelliler neyi gösteriyor? Bizdeki birlik beraberliğimizi koruma ve halimizi düzeltme gibi iyi gelişmelerin bir gereği midir bu yeni yönetim tecellileri acaba? Biz halimizi daha da düzeltirsek daha da düzgün yönetime layık hale mi gelmiş olacağız? Biz düzeldikçe yetimimiz de düzelecek, Rabb&#8217;imiz layık olduğumuz yönetimi mi nasip edecek bizlere? İyi yönetime bunun için mi sahip çıkmamız gerekiyor? Enfal Sûresi&#8217;ndeki ayet (53) de buna mı işaret ediyor: &#8216;Allah bir topluma verdiği iyi yönetimi değiştirmez, o toplum iyi yönetime layık olan tavrını değiştirmedikçe!&#8217;</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/adalet/'>Adalet</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/ebu-zer/'>Ebu Zer</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/haccac/'>Haccac</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/halk/'>Halk</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hz-omer/'>Hz Ömer</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/iyi-insanlar/'>iyi insanlar</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/komsuluk-hakki/'>komşuluk hakkı"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/toplum/'>toplum</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/yonetim/'>yönetim</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/574/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/574/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=574&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/biz-kendimizi-duzeltirsek-yonetim-de-duzelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Onlar mı entelektüel?</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/onlar-mi-entelektuel/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/onlar-mi-entelektuel/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 18:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[" Entelektüel kapasite]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[cahil]]></category>
		<category><![CDATA[D&R]]></category>
		<category><![CDATA[Haşmet Babaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi"]]></category>
		<category><![CDATA[merkez medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Şener]]></category>
		<category><![CDATA[statü edinme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Onlar mı entelektüel? Haşmet Babaoğlu / SABAH Sadece kendileri gibileri entelektüel sayan, öteki kesimlerin okumuş yazmışlarını &#8220;cahil&#8221; bulan bir kesim var ya&#8230; Hani merkez medyada da pek çok üyesi bulunan kesim&#8230; Anlaşılıyor ki&#8230; Onların hezeyanından, içgörüsüzlüğünden, körlüğünden bu ülke yoruldu, &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/onlar-mi-entelektuel/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=572&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onlar mı entelektüel?</p>
<p>Haşmet Babaoğlu / SABAH</p>
<p>Sadece kendileri gibileri entelektüel sayan, öteki kesimlerin okumuş yazmışlarını &#8220;cahil&#8221; bulan bir kesim var ya&#8230;<br />
 Hani merkez medyada da pek çok üyesi bulunan kesim&#8230;<br />
 Anlaşılıyor ki&#8230; Onların hezeyanından, içgörüsüzlüğünden, körlüğünden bu ülke yoruldu, gına getirdi.<br />
 Çünkü özgürlük arayışının sadece kendilerine has olduğunu sanıyorlar. Oysa iliklerine kadar jakobenler.<br />
 Demokrasiyi sadece kendilerinin bildiklerini düşünüyorlar. Oysa bildikleri ve istedikleri vesayet demokrasisi!<br />
 Çok kitap okuduklarını sanıyorlar. Oysa dönüp dönüp bina okuyorlar!<br />
 Kafayı yastığa koydukları zaman zihinlerini derinden kurcalayan bir şey yok! Zaten ölümden, hastalıktan ve derin olan her şeyden korkuyorlar!<br />
 Bilgiyi statü edinmek için kullanıyor ve kültürü en çok eş dost muhabbetine yaptığı çekici katkılar yüzünden seviyorlar.<br />
 Resmi ideolojiyi &#8220;yüksek kültür&#8221; sanacak kadar vasatlar ama vasatlıklarının farkında değiller. </p>
<p>***</p>
<p> Bu arkadaşlar burun kıvırdıkları kesimlerin geleneksel olarak derin bir entelektüel kapasiteye sahip olduğunu yıllar boyu görmezden gelmişlerdi.<br />
 Son 20 yılda da&#8230;<br />
 Entelektüel cesaret ve çaba ibresinin yön değiştirdiğini fark edemediler.<br />
 Böylece iki önemli gelişmeyi ıskaladılar.<br />
 Birincisi&#8230; &#8220;Cahil&#8221; dedikleri kesimlerin çocukları artık onlardan çok daha fazla ve geniş bir yelpazede entelektüel faaliyette bulunuyor.<br />
 İkincisi&#8230; Asıl kendileri hızla cahilleşiyor.<br />
 Sonucun böyle olacağı belliydi.<br />
 Çünkü gerçek entelektüel faaliyetin boyna takılan fularla, çeneye kondurulan sakalla, dostlar alışverişte görsün kabilinden yurtdışı seyahatleriyle ve üniversiteden ittire kaktıra alınan unvanlarla doğrudan bir bağı yoktu ki!.. </p>
<p>***</p>
<p> Aslı Aydıntaşbaş geçen gün Milliyet&#8217;te seçim sonuçlarını yorumlarken hayıflanıyordu: &#8220;Entelektüellerin gündemiyle seçimin gündemi örtüşmüyor.&#8221;<br />
 Eh, özünde normaldir bu!<br />
 Dünyanın her yerinde bir entelektüelin gündemi ve zaman kavrayışı güncel siyasetinkinden daha geniş ölçeklidir.<br />
 Ama işin esas kilit noktasına gelirsek&#8230;<br />
 Sevgili Aslı, söyler misin kimlerden bahsediyorsun?<br />
 Hangi entelektüellerden?<br />
 D&amp;R&#8217;lardan başka kitapçılara girmeyi unutanlardan mı?<br />
 Cinebonus&#8217;lardan başka sinemaların kötü koktuğunu düşünenlerden mi?<br />
 Gazetecilerin bu ülkede kolayca içeri atılabildiğini ancak Nedim Şener içeri girince fark edenlerden mi?<br />
 Halkın sosyal karakterini, inançlarını, kültürünü bilmeyi &#8220;zihinsel kirlilik&#8221; olarak değerlendirenlerden mi?<br />
 Sırf resmi tarihe duyduğu inanç bozulur diye korktuğu için yeni kitap okumayan, haber kanallarındaki tv tartışmalarını izlemeyenlerden mi?<br />
 Yıllarca sırtını döndüğü &#8220;Kürt meselesi&#8221; nden söz etmeyi seçim sürecinde birdenbire gösteriş havasına sokanlardan mı?<br />
 Onlar mı entelektüel?<br />
 Dünyada, ülkede, çevresinde olup bitenleri anlamayanlar, anlayamayanlar&#8230;<br />
 Ama en fenası&#8230;<br />
 Anlamak istemeyenler&#8230;<br />
 Entelektüel olabilirler mi hiç?</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/entelektuel-kapasite/'>" Entelektüel kapasite</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/ozgurluk/'>Özgürlük</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/cahil/'>cahil</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/dr/'>D&amp;R</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hasmet-babaoglu/'>Haşmet Babaoğlu</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kurt-meselesi/'>Kürt meselesi"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/merkez-medya/'>merkez medya</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/nedim-sener/'>Nedim Şener</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/statu-edinme/'>statü edinme</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/572/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/572/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=572&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/onlar-mi-entelektuel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yeni mezunlara öğütler</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/yeni-mezunlara-ogutler/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/yeni-mezunlara-ogutler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 18:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Bedel ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[diploma]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere hitap etmek"]]></category>
		<category><![CDATA[hayal etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef koymak]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet töreni]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiğin iş]]></category>
		<category><![CDATA[Tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=570</guid>
		<description><![CDATA[Yeni mezunlara öğütler Dr. Uğur TANDOĞAN Mezuniyet törenleri Şimdi üniversitelerin hasat zamanı. Mezuniyet törenleri yapılıyor. Kepler havaya fırlatılıyor. Anneler, babalar, ailenin büyükleri ve küçükleri mezun olan gencin diploma törenine katılıyorlar. Mezuniyet törenleri, insanın yaşamında yaşayacağı güzel olaylardan birisidir. Fakat ben &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/yeni-mezunlara-ogutler/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=570&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni mezunlara öğütler</p>
<p>Dr. Uğur TANDOĞAN </p>
<p>Mezuniyet törenleri  </p>
<p>Şimdi üniversitelerin hasat zamanı. Mezuniyet törenleri yapılıyor. Kepler havaya fırlatılıyor. Anneler, babalar, ailenin büyükleri ve küçükleri mezun olan gencin diploma törenine katılıyorlar. Mezuniyet törenleri, insanın yaşamında yaşayacağı güzel olaylardan birisidir. Fakat ben bu güzelliği yaşayamamış kişilerden birisiyim. Bizim kuşak, 68 kuşağı, yanık kuşaktır. Bırakın diploma törenini, doğru dürüst bir diplomayı bile alamamıştık. Diploma gelinceye kadar elimize, adına  &#8220;Çıkma&#8221; denen, saman kağıda yazılmış bir şey vermişlerdi. Bu kağıtla gidip askerlik şubesine başvurmuştum. Amerika&#8217;da doktora derecemi  aldığımda töreni beklemeden yurda dönmüştüm. Bu nedenle onu da yaşamamıştım. </p>
<p>Bu törenleri yaşamamış birisi olarak diploma törenlerini severim. Zorlu bir yolculuğun sonunda hedeflenen limana varmayı kutlamak hoş bir şeydir. Bu, tüm aile için bir kutlamadır. Öğrenci açısından ödevler, sınavlar, uykusuz geceler geride kalmıştır. Çocukları  özel okullarda okuyan babalar açısından da, &#8220;Çok şükür ödemeler bitti&#8221; kutlamasıdır. </p>
<p>Amerika&#8217;da neler denmiş </p>
<p>Adettendir, bu diploma törenlerinde bir de konuk konuşmacı olur; okuldan yaşama yelken açan gençlere öğütler verir. The New York Times gazetesi, bu yıl ki diploma törenlerinde Amerika&#8217;daki okullarda kimler neler söylemiş analizini yapmış (&#8220;Commencement Speakers: For Life&#8217;s Next Stage, Gallows Humor and Sage Advice&#8221;, 12 Haziran 2011). Örneğin, yapılan 100 konuşmanın 40&#8242;ında hangi sözcüklerin en çok tekrarlandığına bakmışlar. Bu yılki konuşmalarda &#8220;dünya&#8221;, &#8220;ülke&#8221;, &#8220;aşk&#8221; ve &#8220;hizmet &#8221; sözcükleri,  &#8220;para&#8221;, &#8220;mutluluk&#8221; ve &#8220;başarı&#8221; sözcüklerinden  daha çok kullanılmış. </p>
<p>Ben desem ne derdim? </p>
<p>Bu yılki bir mezuniyet töreninde konuşmayı ben yapsaydım gençlere neler söylerdim diye düşündüm. Acaba hangi sözcükleri en çok kullanırdım? &#8220;Halep ordaysa arşın burada&#8221; deyip  aşağıdakileri yazdım: </p>
<p>Hayal edin, düşünüz olsun </p>
<p>Önünüzde  bir sonsuzluk ve tertemiz bir tuval var. Buraya ne resim yapabileceğinizi düşleyin. Hayalinize dizgin vurmayın, geniş düşünün. </p>
<p>Hedefler koyun </p>
<p>Hayal etmek iyidir, ama hayal peşinde koşmak iyi değildir.  Hayallerinizi somut hedefler haline getirin. Hedefleriniz belirgin, gerçekçi ve zaman kısıtlı olsun. Hedefi olmayan bir kişi için  yaşam, mutfakla tuvalet arasında bir yolculuktur. </p>
<p>Hedeflerinizin peşinde koşun </p>
<p>Hedefler koşacağınız yönü belirler. Bu hedefe kitlenmeli ve hedefinizin peşinde koşmalısınız. Başarılı yaşam, hedeflere kitlenmiş kişilerin koştuğu bir yarıştır. Yarışı terk etmeden, bir maratoncu gibi koşmalısınız. Bitiş noktasında ipi  göğüsleyenler yarışı terk etmeyenlerdir. </p>
<p>Bedel ödemeye hazır olun </p>
<p>Yaşamda hiç bir şey bedava gelmez.  Her elde edilecek şey için bir bedel ödemek gerekir. Bu bedelin harcında alın teri vardır. Bu teri dökmeye hazır olmalısınız. Bedelsiz kazanılan ekmeğin tadı olmaz. </p>
<p>Sevdiğiniz işi yapın, yaptığınız işi sevin </p>
<p>Hangi yarışı koşacağınızın seçimi size aittir. Koşmaktan zevk alacağınız yarışları seçin. Seçtiğiniz yarıştan zevk alın. İş, insan yaşamının önemli bir kısmını tutar. Bir insanın kendisine vereceği en büyük ceza, hoşlanmadığı bir işi yapmasıdır. </p>
<p>Tutku </p>
<p>Ne yapıyorsanız yapın, tutku ile yapın. Tutkusuz yapılan yemeğin bile tadı tuzu yoktur. Öylesine bir dünyada yaşıyoruz ki, her alanda rekabet çok şiddetlidir, her geçen gün daha da şiddetli  olacaktır. Böyle bir dünyada ayakta kalabilmek, başarılı olabilmek için yaptığınız işe yüreğinizi, ruhunuzu katmanız gerekecektir. Buna tutku diyoruz. Başarı için sevmek yeterli değildir, tutulmak gerekir. </p>
<p>Sonuç </p>
<p>Yukarıda, bir mezuniyet töreni konuşmasında  gençlere  neler söyleyebileceğimi  özetledim. Ancak şunu belirtmeliyim ki, konuşmanın 15 dakikadan fazla olmaması gerekiyor. Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre bu süre uzarsa genç mezunların ancak %25&#8242;i  bu konuşmayı dinliyormuş; diğer bir %25&#8242;i  ise uyukluyormuş; yarısı da cinsel fanteziler hayal ediyormuş. Bu nedenle, konuşma yapacaklara duyurulur. Eğer uyuklayan ve başka hayaller kuran gençlere hitap etmek istemiyorsanız, konuşmayı fazla uzatmayınız.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/amerika/'>Amerika</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/bedel-odeme/'>Bedel ödeme</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/diploma/'>diploma</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/genclere-hitap-etmek/'>gençlere hitap etmek"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hayal-etmek/'>hayal etmek</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hedef-koymak/'>Hedef koymak</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mezuniyet-konusmasi/'>mezuniyet konuşması</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mezuniyet-toreni/'>mezuniyet töreni</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/sevdigin-is/'>sevdiğin iş</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/tutku/'>Tutku</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/570/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/570/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=570&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/16/yeni-mezunlara-ogutler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kararı Geciktirmeyin; Korkak Değil, Cesur Olun.</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/karari-geciktirmeyin-korkak-degil-cesur-olun/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/karari-geciktirmeyin-korkak-degil-cesur-olun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 17:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[acizlik]]></category>
		<category><![CDATA[aza kanaat]]></category>
		<category><![CDATA[başarı vaad etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Beklemek]]></category>
		<category><![CDATA[hayır demek]]></category>
		<category><![CDATA[Herbert N. Gasson]]></category>
		<category><![CDATA[korkaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvvetli olma]]></category>
		<category><![CDATA[mükafatlandırma"]]></category>
		<category><![CDATA[muhafazakar]]></category>
		<category><![CDATA[Selfridge]]></category>
		<category><![CDATA[tahrip ediciler]]></category>
		<category><![CDATA[teşebbüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Kararı Geciktirmeyin; Korkak Değil, Cesur Olun Prof. Herbert N. Gasson • Beklemek? Ne zamana kadar? Efendim, zamanı gelinceye kadar. İşte bu bir intihar sistemidir. O zaman bir türlü gelmez. • “Hayır” demek kolay. Çünkü “Evet” denince yapılacak bir sürü iş &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/karari-geciktirmeyin-korkak-degil-cesur-olun/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=568&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>Kararı Geciktirmeyin; Korkak Değil, Cesur Olun </p>
<p>Prof. Herbert N. Gasson</p>
<p>• Beklemek?<br />
Ne zamana kadar?<br />
Efendim, zamanı gelinceye kadar.<br />
İşte bu bir intihar sistemidir. O zaman bir türlü gelmez. </p>
<p>• “Hayır” demek kolay. Çünkü “Evet” denince yapılacak bir sürü iş çıkacak.<br />
Selfridge, şöyle devam ediyor: “Her toplantıda karar verebilecek biri vardır. Diğerleri onun önünü keserler. O kadar “Hayır” derler ki, o tek adamın da cesareti kırılır. Sonra da niçin gelişme yok diye merak ederler. Bu “Hayırcılar” muhafazakar değiller, yıkıcı ve tahrip edicidirler. Azim ve irade tecrübeden daha değersiz değildir. Bazan yeni bir karar almak gerekir ve “Tecrübe Hanım” , “Bu doğru olmaz” der. Teşebbüs yarıda kalır. Lütfen “Tecrübe Hanım” her şeyi bilirim, pozlarına bürünmesin. </p>
<p>• Bazıları da “Ben kadere tabiyim” diyerek tembelliklerini ve korkaklıklarını ört-bas etmeye çalışır. Bu kadere iftiradır. Yatıp kalkmamanın adı kader değildir. İnsan üzerine düşen her işi yapar da ortaya çıkan neticeye kader derse, o zaman mesele yoktur. Haklıdır.<br />
Bir de “Âza kanaat etmek gerek” şeklinde bir fikir var ki, tamamen yanlış anlaşılıyor. Aza kanaat etmek, tembellik yapmak değildir. Az çalışırsanız mecburen aza kanaat edeceksiniz. Mesele çok kazanıp aza kanaat etmektir. </p>
<p>• Bir işte başarılı olunamazsa başka bir işte de başarılı olunamaz fikri çok zararlı ve yanlıştır. Tam süratle gidemiyorsanız hiç değilse yarım hız devam ediniz. Öyle bir düzlüğe çıkabilirsiniz ki, kaybolan zamanınızı fazlası ile kazanmak mümkün olabilir. Hiç sıkıntı olmasın derseniz hiç bir başarı elde edemezsiniz. </p>
<p>• Dünya nice çok bilgili, ama zayıf iradeli insanlarla doludur. Bunların kafalarında bir takım nazariyeler, hatta gerçekler vardır. Ne çare ki, onları ortaya atacak kuvvet ve cesareti yoktur. </p>
<p>• Bir zorluk yada engel karşısında en iyi hareket taarruzdur. İlk vuran daima mücadelenin yarısını baştan kazanmış demektir. Devamlı müdafaa yapan bir boksörün maç kazandığı görülmemiştir. </p>
<p>• Korkağa bütün zorluklar musallat olur. Her düşman aslan kesilir. </p>
<p>• İnsan kendisine yardım etmek istemezse, kimse ona yardım etmez. </p>
<p>• Evet kuvvetli olunuz. Zayıfa hiç bir başarı vaad edilmemiştir. Acizlik ve zayıflık ne bu dünyada ne de öbür dünya da mükafatlandırılır.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/acizlik/'>acizlik</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/aza-kanaat/'>aza kanaat</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/basari-vaad-etmek/'>başarı vaad etmek</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/beklemek/'>Beklemek</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hayir-demek/'>hayır demek</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/herbert-n-gasson/'>Herbert N. Gasson</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/korkaklik/'>korkaklık</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kuvvetli-olma/'>Kuvvetli olma</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mukafatlandirma/'>mükafatlandırma"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/muhafazakar/'>muhafazakar</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/selfridge/'>Selfridge</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/tahrip-ediciler/'>tahrip ediciler</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/tesebbus/'>teşebbüs</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/568/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/568/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=568&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/karari-geciktirmeyin-korkak-degil-cesur-olun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yöneticilik kendinden iyilerini yetiştirmektir</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/yoneticilik-kendinden-iyilerini-yetistirmektir/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/yoneticilik-kendinden-iyilerini-yetistirmektir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 17:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[" Kendinden iyiler]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Çeli‏]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew Garnegie]]></category>
		<category><![CDATA[Churchill]]></category>
		<category><![CDATA[Drucker]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[Gün Gün]]></category>
		<category><![CDATA[iyi performans]]></category>
		<category><![CDATA[korkular]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlama]]></category>
		<category><![CDATA[MESS]]></category>
		<category><![CDATA[mezar taşı]]></category>
		<category><![CDATA[modern yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Roosevelt]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=566</guid>
		<description><![CDATA[Yöneticilik kendinden iyilerini yetiştirmektir Şirketin büyümesi, yetenek yönetiminin başarısına yakından bağlı. MESS Yönetim Yayınları arasında yayınlanan Gün Gün Drucker kitabında, modern yönetimin babası Drucker örgüt ruhunu iki deyişle özetler. Bunlardan biri Andrew Carnegie&#8217;nin mezar taşında yazılı olan şu sözlerdir: “Burada &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/yoneticilik-kendinden-iyilerini-yetistirmektir/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=566&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yöneticilik kendinden iyilerini yetiştirmektir</p>
<p>Şirketin büyümesi, yetenek yönetiminin başarısına yakından bağlı. </p>
<p>MESS Yönetim Yayınları arasında yayınlanan Gün Gün Drucker kitabında, modern yönetimin babası Drucker örgüt ruhunu iki deyişle özetler.</p>
<p>Bunlardan biri Andrew Carnegie&#8217;nin mezar taşında yazılı olan şu sözlerdir:</p>
<p>“Burada yatan insan Kendisinden daha iyi olan insanları yanında çalıştırmayı bilirdi.”</p>
<p>Diğeri ise, fiziksel engelliler için iş bulmayı özendiren bir slogandır: </p>
<p>&#8220;Önemli olan yeteneklerdir, yetersizlikler değil.&#8221; </p>
<p>Başkan Franklin D. Roosevelt&#8217;in İkinci Dünya Savaşı sırasındaki özel danışmanı Harry Hopkins buna iyi bir örnekti. Hastalığı yüzünden attığı her adım eziyet haline gelmişti, ölmek üzereydi. Yalnızca gün aşırı birkaç saat çalışabiliyordu. Bu durum onu yaşamsal meseleler dışındaki her şeyi bir kenara bırakmaya zorladı. Ancak bu yüzden verimliliğini yitirmedi; aksine Churchill&#8217;in dediği gibi, &#8220;konunun özüne bağlı kalma ustası&#8221; oldu ve savaş zamanı Washington&#8217;da görev yapan herkesten daha çok şey başardı. Roosevelt, ölmekte olan Harry Hopkins&#8217;in kendi benzersiz katkısından yararlanabilmek için yazılı tüm kuralları çiğnemişti.</p>
<p>Bu iki deyişten yola çıkarak Drucker&#8217;ın yöneticilere önerisi şöyle: </p>
<p>“Çalışanlarınızın ya da meslektaşlarınızın her birinin sahip olduğu güçlü yanları belirleyin ve bunları geliştirerek insanların daha iyi performans göstermelerine yardımcı olun.”</p>
<p>Yöneticiyi korkuları kısıtlar</p>
<p>Bizim en büyük engelimiz gene biziz. Korkularımız, kaygılarımız, kendi kendimize koyduğumuz kısıtlamalar, kurallar, önyargılar vb&#8230; Bugün yönetim alanında yaşanan sıkıntıların temelinde de yöneticilerin duyduğu korkular yatmaktadır. Özellikle yetkinliklerinden emin olmayan yöneticilerin çoğu kendinden iyi, parlak bir gelecek vaat eden yönetici adaylarından bilinçli veya bilinçsiz olarak çekinirler, onların kendi pozisyonlarını ve güçlerini tehdit ettiğini düşünürler. Bu kişilere potansiyellerini tam anlamıyla kullanabilecekleri görevleri vermekten kaçınırlar; böylece kişiler çalışkan ve yetenekli olduklarını gösterecekleri fırsatları kolay kolay ele geçiremezler. </p>
<p>Bu durum hem yönetici adayına hem de şirkete yapılmış büyük bir haksızlık, enerji ve performans kaybı anlamına gelir. Öncelikle, kişi işinde yöneticisi tarafından kısıtlandığı ve doğru konumlandırılmadığı için tam performanslı çalışamaz. Zaman içinde bu durum memnuniyetsizlik, işten soğuma, başka işlere başvurma ve işten ayrılma şeklinde gelişmelere yol açacaktır. </p>
<p>Böyle bir durum aynı zamanda şirket için büyük bir kayıptır. Yöneticinin kişiyi doğru kullanmaması şirketin genel verimliliğine etki eder. Kısa veya orta vadede yönetici olarak yetiştirilecek bir kişi şirkete alınmasına rağmen, departman ve yöneticisi tarafından şirkete kazandırılmamış olur. Yeniden başlangıç noktasına gidilir, yeniden işe alım görüşmeleri yapılır. İşin en acı yanı ise, bu tür yöneticiler var olduğu sürece, bu döngünün hep devam edecek olmasıdır. Üstelik, işten ayrılıp farklı bir şirkette çalışan yönetici adayları şirketle ilgili olumlu olmayan düşüncelerini çevreleriyle paylaşırlar. Yani, bu tür bir yönetim anlayışının sonucu sadece elemanı kaybetmekle kalmayacak, şirketin piyasadaki imajını da sıkıntıya sokacaktır. </p>
<p>Mezar taşından tanıdığımız Andrew Carnegie kimdir?</p>
<p>Hangi Amerikalıya sorsanız, size Andrew Carnegie&#8217;yi sanayi devriminin lokomotifi olarak tanıtacaktır.  Amerika&#8217;da çelik sektörünü kalkındıran Carnegie, ülkenin en önemli sanayicileri ve hayırseverlerinin başında gelir. İskoçya&#8217;da dünyaya gelen Carnegie henüz 12 yaşındayken ailesiyle Amerika&#8217;ya göç etmiş, ilk işine bir bobin fabrikasında işçi olarak başlamıştır.  Fakirlikten gelen bu İskoçyalı genç,  19. yüzyılın sonunda çelik sektöründe en hızlı büyümeyi sağlayan sanayici olarak Amerika&#8217;nın şapka çıkardığı girişimci olarak anılacaktır. </p>
<p>Sanayici kimliğini neredeyse arkada bırakan bir diğer kimliği hayırsever yatırımlarıdır. Bu sene 120. yılını kutlayan efsanevi konser salonu Carnegie Hall&#8217;un kurucusudur. Ayrıca, Carnegie toplumu iyileştirmek için eğitim, barış ve kültür zenginliklerine sahip çıkmak adına çeşitli kurumlar kurmuştur: Uluslararası barış ve çatışmaların çözülmesi amacıyla Carnegie Endowment for International Peace, gençlerin eğitimine katkı sağlamak için Carnegie Mellon Üniversitesi ve kültür değerlerini korumak ve yeni nesillere aktarmak için Pittsburgh&#8217;da bulunan Carnegie Müzesi.</p>
<p>Sıfırdan döneminin en zengin adamlarından biri haline gelen ve girdiği her sektörde başarı sağlayan Andrew Carnegie&#8217;nin sırrı nedir? </p>
<p>Carnegie&#8217;nin başarılarına baktığınızda, en iyi olduğu iki şey net bir şekilde ortaya çıkıyor: 1. Para kazanmak; 2. Kazandığını topluma geri vermek. Milyonerlerin kazandıklarını topluma vermelerinin gerekliliğine 100% inanmaktaymış Carnegie. Hatta 19.yy&#8217;ın sonunda yayınlanan &#8216;Zenginlerin Gospeli&#8217; adındaki meşhur makalesinde zengin ölenlerin utanç duymaları gerektiğini savunmuştur. Carnegie&#8217;yi yakından tanıyanlar mizacını aydınlık bir kişilik, mutlu ve olumlu bir adam olarak tanımlamıştır. Parasını nasıl ve nereye geri vermesi gerektiğini bildiği gibi, hangi genç yeteneklere bildiklerini aktarması gerektiğini de çok iyi biliyormuş.</p>
<p>Carnegie&#8217;nin yetenek yönetimindeki başarısını bu küçük anekdot ortaya koyar:</p>
<p>Bir dönem 43 milyoner Andrew Carnegie için çalışıyormuş. O zamanın parasıyla 1 milyon dolar en az bugünün 20 milyonuna eşitmiş. </p>
<p>Bir gazeteci Carnegie&#8217;ye &#8216;nasıl oluyor da 43 milyoneri işe aldınız?&#8217; diye sormuş.  Carnegie de &#8216;bu insanlar benimle çalışmaya başlamadan milyoner değillerdi, benimle çalışmalarının sonucunda milyoner oldular&#8217; demiş. </p>
<p>Tabii gazeteci merakının önüne geçememiş: &#8216;Bu kişileri nasıl geliştirdiniz de, sizin için bu kadar değerli oldular ve siz bu insanlara böyle yüksek ücretler ödemeye başladınız?&#8217; diye sormuş. Carnegie cevap vermiş: &#8216;İnsanların gelişimi altının madenden çıkarılmasına benzer. Altın çıkarılırken, 25-30 gram altına ulaşabilmek için tonlarca kirin beraberinde çıkarılması gerekir. Ancak, kimse madene kir bulmak için gitmez, altın çıkarmak için gider.&#8217;</p>
<p>Bir diğer yönetim hatası da yanlış konulara odaklanmaktan kaynaklanır. Yani, Drucker&#8217;ın dediği gibi, yetkinlikler yerine yetersizliklere odaklanılır. Çoğu zaman kurallara uyma uğruna, kişinin başarabilecekleri kısıtlanır, çalışma saatleri veya mekanı gibi faktörlerde esneklik sağlamak akıllara bile getirilmez.  Oysa, performansını maksimuma çıkarmak için kişinin ihtiyaçları doğrultusunda hareket edilmesi hem çalışanın hem de yönetimin avantajına olacaktır. Bunu görebilmek için olaylara biraz daha geniş açıyla bakabilmek ve kişilerin yeteneklerini tam anlamıyla kullanmak için kimi zaman geleneksel yolların ve kuralların dışında hareket etmeyi göze almak gerekir. Yönetici, çalışanını iyi tanımalı, neler yapabilir, hangi görevlerde daha başarılı olabilir, zayıf yönleri nelerdir, bu yönleri nasıl geliştirebilir gibi konuları net bilmelidir.</p>
<p>Şirketi yetenekleri büyütür</p>
<p>Yeteneklerin doğru yönetimi ekonomik bunalımların yaşandığı dönemlerin ardından daha da büyük önem kazanmaktadır. Şirketler yaralarını sarmaya başladıkları gibi, yeniden büyümeye odaklanırlar. Büyümeyi gerçekleştirmek için de şirketin en değerli kaynağı çalışanlarıdır. Bugün ileri teknoloji sayesinde çalışanlar ve yöneticiler arasında sürekli iletişim sağlamak mümkün. Özellikle çoğu zaman yerinde olmayan, toplantıdan toplantıya giden üst düzey yönetime ulaşabilmek için, çeşitli iletişim sistemlerinden yararlanmak her iki tarafın işlerini kolaylaştırmakta. Birçok konu yüzyüze gelmeden halledilebiliyor, bu da zamandan kazandırdığı gibi, genel performansın yükselmesine de olanak veriyor.</p>
<p>Nisan ayında Conference Board&#8217;un küresel ölçekte 700 CEO&#8217;nun katılımıyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre, yeteneği bulmak, yetiştirmek, şirkette kalmasını sağlamak ve ödüllendirmek en acil ele alınması gereken konuların başında geliyor.</p>
<p>Şirketin büyümesi, rakiplerinin önüne geçmesi yetenek yönetiminin başarısına yakından bağlı. Finansal kriz döneminde yüzbinlerce çalışanını işten çıkarmak durumunda kalan finansal kurumların bir kısmı bu gerçeğin farkında: Kriz yönetiminin bir parçası olarak yönetici adayı yetiştirmek için geliştirdikleri programları askıya almamak için ellerinden geleni yaptıklarını belirtmekteler. Amaçları, finansal kriz atlatılır atlatılmaz geleceklerine hızlı büyümeyle bakabilmek. Üstelik, bazı şirketler yetenek havuzlarını sadece yeni mezunlardan değil, çocuk sahibi olduktan sonra, iş hayatına dönmek isteyen annelerin de bulunduğu yaşça daha büyük adaylardan oluşturuyor.</p>
<p>Şirket yöneticileri, yeteneği bulmak için harcadıkları çabaları, yetenekleri geliştirmek, memnuniyetlerini arttırmak ve ödüllendirmek için de çeşitli programlarla devam ettirmeliler. Ancak bu sayede büyümeyi koşar adım sağlayabilirler.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kendinden-iyiler/'>" Kendinden iyiler</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/amerika-celi%e2%80%8f/'>Amerika Çeli‏</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/andrew-garnegie/'>Andrew Garnegie</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/churchill/'>Churchill</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/drucker/'>Drucker</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/fiziksel-engelliler/'>fiziksel engelliler</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/gun-gun/'>Gün Gün</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/iyi-performans/'>iyi performans</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/korkular/'>korkular</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kisitlama/'>kısıtlama</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mess/'>MESS</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mezar-tasi/'>mezar taşı</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/modern-yonetim/'>modern yönetim</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/roosevelt/'>Roosevelt</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/yetenek-yonetimi/'>yetenek yönetimi</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/566/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/566/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=566&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/yoneticilik-kendinden-iyilerini-yetistirmektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Herkes her yerde, ama kimse hiçbir yerde..</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/herkes-her-yerde-ama-kimse-hicbir-yerde/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/herkes-her-yerde-ama-kimse-hicbir-yerde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 17:03:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[fetişizm]]></category>
		<category><![CDATA[iyi yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[işe sığınmak]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[sistem kurma]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji"......‏]]></category>
		<category><![CDATA[Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Herkes her yerde, ama kimse hiçbir yerde Dr. Uğur TANDOĞAN Değer mi, değmez mi? O öğrencimi derslerde hep mesaj yollarken yakalıyordum. Bir kulağı belki bende, ama gözü sürekli telefonda oluyordu. Bir mesajın geldiğini suratından anlıyordum. O zaman bende olan tek &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/herkes-her-yerde-ama-kimse-hicbir-yerde/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=564&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes her yerde, ama kimse hiçbir yerde</p>
<p>Dr. Uğur TANDOĞAN </p>
<p>Değer mi, değmez mi? </p>
<p>O öğrencimi derslerde hep mesaj yollarken yakalıyordum. Bir kulağı belki bende, ama gözü sürekli telefonda oluyordu. Bir mesajın geldiğini suratından anlıyordum. O zaman bende olan tek kulağı, bütün dikkati telefonuna gidiyor ve hemen gelen mesaja cevabını yazıyordu. Telefon onun ayrılmaz parçası idi. Her seferinde öğrencime takılıyor, kendini derse vermesini söylüyordum. </p>
<p>Derse ara vermiştik. Öğrencim bir kızla çıka geldi. “Hocam, size tanıştırayım; kız arkadaşım. İşte kendisine SMS atarken yakaladığınız kişi bu. Ama bakın Hocam, değmez mi?” dedi. “Dur bakalım, değer mi, değmez mi anlayalım?” dedim. Kız arkadaşı mühendislikte okuyordu. Not ortalaması bizim çocuktan hayli yüksekti. Kıza “Bu arkadaşını kazanalım hep birlikte. Bir daha sana mesaj attığında, dersini dinle diye mesaj at” dedim. Anlaştık&#8230; </p>
<p>Telefon fetişizmi </p>
<p>Bir firmanın yöneticilerine eğitim veriyordum. Onbeş kişilik bir gruptu. Masalar “U” biçiminde düzenlenmişti. Herkesi aynı anda görebiliyordum. Bir kişi hariç, herkes can kulağı ile dersi dinliyordu. Bana yakın bir yerde oturan genç yöneticinin gözü sürekli önündeki cep telefonunda idi. Gelen elektronik postaları okuyor ve cevap da veriyordu. Fiziksel olarak sınıfta idi, ama aklı belki kilometrelerce uzakta idi. Kişiyi sürekli derse çekmek için çaba harcadım, ama fayda etmedi. Belki büyük bir sınıfta böyle bir durumu görmemezlikten gelebilirsiniz. Ama birisinin gözü önünde dersten bu şekilde kopması kabul edilir bir durum değildi. Çalışanları için bu kadar yatırım yapan şirkete de haksızlıktı. Eğitim bir kaç hafta sürecekti. Şirketin insan kaynakları yöneticisine bir elektronik posta yolladım. İsim belirtmeden durumu anlattım ve “Eğitim sırasında cep telefonlarının açık tutulması bir şirket politikası mıdır? Yoksa gördüğüm durum “cep telefonu fetişizmi” midir?” diye sordum. İnsan kaynakları yöneticisi beni Londra’dan arayarak özür diledi. Genç yönetici, telefonu ile oynamayı bıraktı; derse kazandık. </p>
<p>İşe sığınmak </p>
<p>Bazen eğitimlerde yöneticiler iş gereği telefonlarının açık olması gerektiğini söylerler. Eğitimlerimin başında hep şu ifadeye yer veririm: “Bir yönetici masasından ayrı iken ne kadar çok aranıyorsa, o kadar az yöneticidir”. Sonra da bu ifademin nedenini açıklarım. Bir yöneticinin bu kadar sık aranmasının iki önemli nedeni olabilir. Birincisi, yönetici delegasyona inanmamaktadır. Yetki devretmediği için her şey yöneticiden sorulmaktadır. İkinci neden ise, yönetici bir sistem kurmayı başaramamıştır. Bu iki neden de kişinin iyi bir yönetici olmadığının göstergesidir. Bunları da anlatırım. Ama bir bakarsınız kişi, “eli işte, gözü oynaşta” hesabı, yine cep telefonu ile sıkı temasta. </p>
<p>Her şey çok yakın </p>
<p>Mektup yollar, sonra postacının yolunu beklerdik. Teknoloji, mesafeleri törpüledi, kısalttı. Günler süren yolculuklar uçak denen icatla saatlere sığdı. Mektuplar daha çabuk gelir oldu. Ve telefonla mesafeler sıfırlandı. Postaneye gidip telefon ettiğimiz günler de tarihe karıştı. Cep telefonlarının bu kadar yaygınlaşması ile bulunduğunuz her yerden evrenin hemen hemen yerine anında ulaşabiliyoruz. Eskiden en hızlısı güvercin ayağına bağlanarak yollanan mesajlar şimdi 1’ler ve 0’lar olarak bulunduğunuz yerden her yere ulaşıyor. Her an dünyanın her yerindeyiz. </p>
<p>Her şey çok uzak </p>
<p>İnsanları bu kadar yakınlaştıran teknoloji, uzaklaştırıyor da. Hiç fark etmiyor; öğrenci, ya da yönetici. Bir bakıyorsunuz kişi binmiş 1’le ve 0’lar üstüne başka diyarlara gitmiş. Aynı odada, sizinle olduğunu sandığınız kişi aslında başka bir yerde. Çünkü fiziksel varlık önemli değil. Kişinin kafası, ruhu orda değilse kendisi de değil demektir. </p>
<p>Çevrede gözlemliyorum. Örneğin, lokantaya geliyorlar, masaya oturuyorlar. İlk yapılan şey, cep telefonlarını çıkarmak oluyor. Hatta cep telefonları çekilmiş olarak, “cepli süvari alayı” gibi geliyorlar. Yemeklerini ısmarladıktan sonra cep telefonlarına atlayıp her biri değişik yöne gidiyor. Sadece vücutlarını masada bırakıyorlar. Masada yan yana oturuyor gibi görünürlerse de birbirlerine öylesine uzaklar ki. </p>
<p>Bir keresinde bir masada oturup kendi telefonlarına dalmış iki gence takıldım. “Neden telefonla mesajlaşarak haberleşiyorsunuz? Aynı masadasınız, konuşarak anlaşmayı deneseniz?”. Güldüler, ama cep telefonlarına mesaja yazmaya devam ettiler. </p>
<p>Sonuç </p>
<p>İletişim teknolojisi ile herkes evrenin her yerinde olabiliyor. Ancak fiziksel olarak karşınızda gördüğünüz kişinin kafası 1’ler ve 0’lar aracılığı ile acaba dünyanın neresinde diye merak ediyorsunuz. Sorgulamak gerekir: Acaba teknoloji bizi yakınlaştırdı mı, uzaklaştırdı mı? Ne dersiniz.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/ogrenci/'>öğrenci</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/cep-telefonu/'>cep telefonu</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/fetisizm/'>fetişizm</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/iyi-yonetici/'>iyi yönetici</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/ise-siginmak/'>işe sığınmak</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mesaj/'>mesaj</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/sistem-kurma/'>sistem kurma</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/teknoloji-%e2%80%8f/'>teknoloji"......‏</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/telefon/'>Telefon</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/insan-kaynaklari/'>İnsan kaynakları</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/564/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=564&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/06/03/herkes-her-yerde-ama-kimse-hicbir-yerde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Farklılık Yaratmak&#8230;</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/farklilik-yaratmak/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/farklilik-yaratmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 May 2011 18:46:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[agresif pazarlama"]]></category>
		<category><![CDATA[ambalaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arman Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[dükkan]]></category>
		<category><![CDATA[Farklı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mal ve hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nurdan TÜMBEK TEKEOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Farklılık Yaratmak&#8230; Nurdan TÜMBEK TEKEOĞLU Yıllarca değişiksektörlerde faaliyet gösteren firmalarda çalıştım. Çalışma alanımpazarlama, satış ve iletişim idi. Şimdi de ders verip, öğrencilerimledeneyimlerimi paylaşıyorum. Şunu fark ettim: Artık mal ve hizmet yelpazesindeher şey aynı. Şampuanlar, kremler, kalemler, buzdolapları, cep telefonları,alışveriş merkezleri &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/farklilik-yaratmak/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=562&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Farklılık Yaratmak&#8230;</p>
<p>Nurdan TÜMBEK TEKEOĞLU</p>
<p>Yıllarca değişiksektörlerde faaliyet  gösteren  firmalarda çalıştım. Çalışma alanımpazarlama, satış ve iletişim idi. Şimdi de ders verip, öğrencilerimledeneyimlerimi paylaşıyorum. Şunu fark ettim: Artık mal ve hizmet yelpazesindeher şey aynı. Şampuanlar, kremler, kalemler, buzdolapları, cep telefonları,alışveriş merkezleri , dekorasyon elamanları , her şey birbirine benziyor. </p>
<p>İki hafta önce Viyana&#8217;da idim ve Mariahilfestrasse&#8217;de dolaşır, dükkanları gezerken tasarımın ne kadar ön planaçıktığını ve tasarımla tüketicinin nasıl baştan çıkarılabileceğini keşfettim.Aklınıza gelebilecek her türlü üründe tasarımdan faydalanılmış. Bu bir gıda ürününün ambalajı da olabilir,bir masa da. Harikalar üretilmiş. İşte bu ürünleri üreten firmalar tıpkı Prof.Dr.Arman Kırım&#8217;ın “Bulut Gelir Söke&#8217;ye Çek Eşşeği Köşeye” isimlison kitabında özellikle belirttiği gibi müşterilerle çok konuşan, onlarıntaleplerini iyi dinleyen, ekibi ile değerlendiren ve uygulayan firmalar. Ne demişti kitabında Arman Kırım, hatırlayalım:</p>
<p>Farklı olmak için üç konuya dikkat edin: </p>
<p>Bir: Müşterinizle konuşun, müşteri bilgisi edinin. </p>
<p>İki: Müşterilerinizin sıkıntı ve problem noktaları, sizin farklılaşma ve talep yaratma alanlarınızdır. </p>
<p>Üç: Bu farklılıklarınızı agresif olarak pazarlayın. Anlatın, anlatın, durmadan anlatın. </p>
<p>Internet Türkiye&#8217;de yaygınlaştı ve artık herkes bırakın telefonlaşmayı,e-mail yoluyla haberleşiyor, konuşuyor. Mal ve hizmet üreticileri de aynı şekilde. Peki o zaman siz müşterinizin taleplerini, sıkıntılarını nasıl anlayacaksınız? Müşterinizle fiziki ortamlarda  temas etmeniz, sohbet etmeniz, onu anlamanız lazım. Bu e-maille olmaz. Tıpkı Selman Bilal&#8217;in söylediği gibi internete bir daldık, artık oradan çıkamıyoruz, etrafımıza bakmıyoruz, hatta görmüyoruz. Oysa dünya çok hızlı değişiyor ve gözlem yapmak, konuşmak,anlamak çok önemli.Firmalar, mağazalar artık müşterisi ile daha da yakınlaşmak için mekanlarındakurslar, toplantılar, seminerler düzenliyorlar. Örgü kursu düzenliyor, sporhakkında sohbet ediyor. Bu tür aktiviteleri bizde Tülin Kermen Nero kahvezincirinde denemişti. Batı bunun önemini daha çok kavramış durumda. </p>
<p>Türkiye&#8217;de Farklılık </p>
<p>Bir buzdolabı alıyorsunuz ya da çamaşır makinası. Çalışan birinsansınız ve haklı olarak servisin kurulumu ne zaman yapabileceğini öğrenmekistiyorsunuz. Cevap: Yarın. Yarın da peki saat kaçta? İkinci cevap: Akşamüstü.Aldığınıza pişman oluyorsunuz. Ucuz ve kaliteli mobilyalar satan bir mağazayagidiyorsunuz. Yatak odası takımı alıyorsunuz. Montaj işlerinden anlamadığınıziçin, özel servis istiyorsunuz. 10 gün sonraya randevu veriyor. Malı almışsınızne fayda. 10 gün bekleyeceksiniz. Hazır giyim firmasında aldığınız elbisenintadilatı iki gün sürüyor. Örneğin benim şu anda Gusto&#8217;da, Nişantaşı&#8217;nagidemediğim için 3 haftadır bekleyen bir kıyafetim var. Ben bir firmatemsilcisi olsam, müşterilerle sürekli iletişimde olurum ve onların neleristediğini sorgularım. İşte bunu yapan firmalar geleceğin firmaları olacak.Müşteri artık parasıyla sıkıntı satın almak istemiyor. Çok haklı. </p>
<p>Özetle farklılaşmak demekmüşterinin isteğine uygun değişimleri gerçekleştirebilmek ve bunu da akıllıca pazarlayabilmekdemek. Bunu yapanlar da ciddi sıçramalar yapacak</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/agresif-pazarlama/'>agresif pazarlama"</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/ambalaj/'>ambalaj</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/arman-kirim/'>Arman Kırım</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/dukkan/'>dükkan</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/farkli-olmak/'>Farklı olmak</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mal-ve-hizmet/'>mal ve hizmet</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/musteri-bilgisi/'>müşteri bilgisi</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/nurdan-tumbek-tekeoglu/'>Nurdan TÜMBEK TEKEOĞLU</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/viyana/'>Viyana</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/562/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/562/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=562&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/farklilik-yaratmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Selam olsun &#8220;kuru et yiyen kadının oğlu&#8221;na!</title>
		<link>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/selam-olsun-kuru-et-yiyen-kadinin-ogluna/</link>
		<comments>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/selam-olsun-kuru-et-yiyen-kadinin-ogluna/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 May 2011 18:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>eesenkal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[fark yok]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[kavim]]></category>
		<category><![CDATA[Kral]]></category>
		<category><![CDATA[Kureyş]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru et]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke fethi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Popüler]]></category>
		<category><![CDATA[soy sop]]></category>
		<category><![CDATA[tevazu]]></category>
		<category><![CDATA[ırk"]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://esenkal.org/?p=560</guid>
		<description><![CDATA[Selam olsun &#8220;kuru et yiyen kadının oğlu&#8221;na! Haşmet Babaoğlu &#8220;Mekke&#8217;nin fetih günüydü&#8230; Bir adam Resulullah&#8217;ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu. Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: &#8221; Titremene lüzum yok, ben kral değilim &#8220; Ve ardından dedi &#8230; <a href="http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/selam-olsun-kuru-et-yiyen-kadinin-ogluna/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=560&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selam olsun &#8220;kuru et yiyen kadının oğlu&#8221;na! </p>
<p>Haşmet Babaoğlu</p>
<p>&#8220;Mekke&#8217;nin fetih günüydü&#8230;<br />
Bir adam Resulullah&#8217;ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu.<br />
Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: &#8221; Titremene lüzum yok, ben kral değilim &#8220;<br />
Ve ardından dedi ki; &#8221; Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben.&#8221; </p>
<p>Bu hadisi her okuyuşumda sarsılırım.<br />
Düşünün&#8230;<br />
Mekke&#8217;yi fetheden kuvvetlerin başındaki kişinin ve Peygamber&#8217;in önünde titremez de insan, kimin önünde titrer? &#8220;<br />
İktidarı olağanüstüleştirme &#8221; insanlık tarihi kadar eski bir hikâyedir çünkü..<br />
Hatta geçmek bilmeyen bir hastalıktır.<br />
Güçlülerin, militerlerin, kendine soy sop iktidarı ve havası yaratanların, en sıradan makamların sahiplerinin önünde korkar, ezilir, büzülür, titrer insan..<br />
Ya bugün?<br />
Popüler şöhret denen şeyden bir parça nasiplenmiş kişilerin bile yanına yanaştığında titremeye kapılıp ağzını açamayanları görürsünüz. </p>
<p>Nedir Peygamber&#8217;i böyle davranmaya, böyle söylemeye iten?<br />
İlk akla gelen hep tevazu kavramı olur bu durumlarda.<br />
Tevazu deyip geçmek doğru olur mu?<br />
Hayır! Yanlış olur.<br />
Hele tevazuyu alçakgönüllülük veya kendini küçültme olarak ele alıyorsanız, bu iyice yanlış olur.<br />
Çünkü &#8221; Titremene lüzum yok, ben kral değilim &#8221; diyen Hz.Muhammed, unutulmamalıdır ki, Adem Aleyhisselam&#8217;dan beri Peygamber olduğunu, yani &#8221; fark &#8220;ını hep dile getirmiştir.<br />
Burada vurgulanan şey&#8230;<br />
İsmet Özel&#8217;in sözleriyle &#8221; kralın ve krallığın çarpıklığıdır .&#8221;<br />
Daha doğrusu, âlemde &#8221; kral olma &#8220;nın; saltanat kurup, saltanat sürmenin çarpıklığı dır burada altı çizilen, hiç kuşku yok! </p>
<p>&#8221; Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben &#8221; sözüne gelince&#8230;<br />
Nasıl da ürperticidir!<br />
Elbette bu meselelerin acemisi ve ilahiyatçılara hem saygı duyup hem de kibirlerinden ürken biri olarak altından kalkamayacağım kadar ileri gitmek istemem.<br />
Ama Peygamber&#8217;in bu sözünde tatlı bir dalga geçmeyle, derin bir &#8220;hakikat&#8221;in bir arada bulunuşunun beni çok etkilediğini söylemeliyim.<br />
Belli ki, yanında tir tir titreyen adama şunu hissettirmek istemiştir.<br />
Demek istemiştir ki&#8230;<br />
Peygamberim, farkım bu..<br />
Başka farkım yok.<br />
Sen ve ben insanız.<br />
Beni sana üstün kılacak, ne soy sop, ne kavim ne de bir iktidar bağı olamaz.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/fark-yok/'>fark yok</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/hakikat/'>hakikat</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kavim/'>kavim</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kral/'>Kral</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kureys/'>Kureyş</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/kuru-et/'>Kuru et</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/mekke-fethi/'>Mekke fethi</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/peygamber/'>Peygamber</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/populer/'>Popüler</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/soy-sop/'>soy sop</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/tevazu/'>tevazu</a>, <a href='http://eesenkal.wordpress.com/tag/irk/'>ırk"</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/eesenkal.wordpress.com/560/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/eesenkal.wordpress.com/560/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=eesenkal.wordpress.com&amp;blog=8245266&amp;post=560&amp;subd=eesenkal&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eesenkal.wordpress.com/2011/05/21/selam-olsun-kuru-et-yiyen-kadinin-ogluna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/825274b609fc65acf25457ba12e2ce78?s=96&#38;d=&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">eesenkal</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
